26 Mart 2013 Salı

Akıl Tutulması

   Yazısını okurken imrendiğim üç beş kişiden biri Özgür Amed . Yani adı bu olmasa da bunu kullanıyor . Hem cümleleri oluşturma biçimine hem de hemen hemen bütün bilim gruplarına atıf yaparak ilerleyen bir anlatım sunmasına hayran olmamak elde değil . Yazılarına genellikle sonunda vereceği güncel mesajla alakası yokmuş gibi görünen bir olayla başlar ve sonunda müthiş bağlar . Tabi işin içine Diyarbakır'a has kelimeleri katarak kendince bir mizah oluşturması da ayrı bir olay . Bazen de parça parça yazar yazılarını üç beş cümlelik , birbiriyle alakasız , tamamına yakını güncel , siyasi göndermelerde bulunan paragraflar . Bahsettiğim tarz Yılmaz Özdil'i getirebilir göz önüne , getirmesin . Aman . Elbette onun kadar sığ değil . Neyse birazdan onun gibi bi şeyler karalamaya kalkışacağım . Sadece şekil olarak tabi . 

* Freud'un yeğeni Edward Bernays'ı anlatan yani daha doğrusu onun üzerinden ilerleyen bi belgesele rastladım geçen hafta . 2.Dünya Savaşı yıllarından hemen önce başlayıp günümüze kadar devam eden süreçte kitlelerin zihinlerinin , algılarının nasıl kontrol edilebildiğini , değiştirilebildiğini anlatıyordu . Bu işin babası da , yani bu işi ekonomik bir kazanıma çeviren (algıya dokunan reklamlar olayı kısaca ) kişi de Bernays olarak gösteriliyordu . Adam hakkında söylenen bir cümle çok ilgimi çekti : '' Bir kalabalığın karşısında asla konuşacak biri değildi , yapamazdı . Ancak büyük kitlelerin eğilimlerine yön veren büyük bir dehaydı . '' 


* Şu geçen sene Türkiye'nin yardım eli! uzatıp karizmasını yükseltmesine vesile olan Somali var ya . Heh işte o ülke bugünlerde yayınlanan ' En Yardımsever Ülkeler Sıralaması' nda Türkiye'yi geride bırakmış . 

*''Dağın öte yakasında yıllardır savaşanı barışa ikna ettik, dağın öte tarafına bakıp yazanı barışa ikna edemiyoruz arkadaş! Tam komedi...'' Cüneyt Özdemir yazmış 20 dakika önce bunu . 

* Kürt Sorunu , Kürt Olayı , Kürt Meselesi adına her ne derseniz deyin , işte tüm bunlara dair en can alıcı gözlemim şudur : bir BeyazTürk yaşamını olabildiğince entellektüel bir şekilde inşa etmiş olsun , her olaya objektif bakan son derece aydın bir kişilik olsun , mesleği saygınlık uyandıran(demek ki bu adam zeki diye düşündüren)cinsten olsun heh işte hepsi olsun ancak iş Kürt Meselesi hakkında tartışıp fikir üretmeye , yorum yapmaya gelince hala tabulardan , kalıplardan sıyrılamamış olsun . Var mı arkadaş böyle bir olay ? Algısı bir yere kadar siyasi çözümleme yapacak kadar gelişmiş kişilerin söylediği sözler ürettikleri fikirler zoruma gitmiyor da böylelerini dinleyince çıldırıyorum arkadaş . Madem beynini bu kadar iyi çalıştırabiliyosun , iş bu meseleye gelince neden beynin tembelleşiyor ?

* İlkokuldan beri altyapıda futbol oynuyorum ve yüzlerce kez karşılaşmışımdır şu soruyla : '' Ee okul mu futbol mu ne yapacaksın ? '' . Cevabım hep aynı oldu . İkisini de yürütecektim beraber . Futbol oynayan çoğu takım arkadaşım ya liseye gitmedi ya liseyi zor bitirdi , okula devam eden de futbola devam etmedi . Ben inat ettim laf icabı değil ama gerçekten bir inattı . Birine bir şey kanıtlamak için de değil . Sadece kendimi , kendime göstermek için ve annem için ( o böyle istemese de ) . Sınava hazırlandığım sene çoğu gece eve kendimi zor atıyordum ve nefes almaya halim kalmıyordu artık . Ama oldu . Hukuk fakültesini kazandım . Diğer yandan da profesyonel bi takımın alt yapısındayım . İşte bu ikisini beraber yürütme olayında artık sona geldim galiba . Bu yaz profesyonel olursam okula devam etmeyi düşünüyorum ancak ağırlık futbolda olacak . Tam tersi olursa da bi daha futbol oynamam heralde . Galiba ikinci seçenekten korkuyorum ve o yüzden bu kadar üsteliyorum . Neyse yazının ana fikri : 'İnsan kendine iyi gelen , yapmaktan keyif aldığı ne hobisi ne işi varsa kolay kolay vazgeçmeyecek arkadaş '.

* Şimdilik bu kadar . 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder